|
Ve Hertz'in birkaç yıl önce
bulmuş olduğu elektromagnetik dalgaları sezebilen bir dedektör yapmayı
başardı.
1895' te Ingiltere'ye giden
Rutherford,
Cambridge
Universite'sindeki
Cavendish Laboratuvarı'
nda
J.J Thomson'ın
yanında çalışmaya başladı. Burada elektromagnetizma üzerindeki deneylerini
sürdürdü. Ve Hertz dalgalarını 3 km uzaklıktan gönderip almayı başardı.
Aralık 1895'te Wilhelm K.
Röntgen'in X ışınlarını bulduğunu açıklamasının ardındani
Thomson ve Rutherford bu konuda çalışmaya başladılar. Ve X ışınlarının
gazlar içinden geçerken çok sayıda artı ve eksi elektrik yüklü parçacık
ortaya çıkmasına, yani iyonlaşmaya yol açtığını, bu parçacıkları yeniden
birleştirerek nötr atomlar oluşturduğunu buldular. Rutherfor ayrıca bu
iyonların hızını ve birbirleriyle birleşerek yeniden gaz molekülleri
oluşturma süresini belirlemeye yönelik bir yöntem geliştirdi. Iyonlaşma gücü
yüksek olan ama kolaylıkla soğurulabilen ışın türünü alfa ışınları, daha az
iyonlaşmaya yol açan, ama girim gücü daha yüksek olan ışınları da beta
ışınları olarak adlandırdı.
19. yüzyılın sonuna gelinirken pek
çok bilim adamı artık fizikte gerçekleştirilecek bir yenilik kalmadığı
kanısındaydı. Ama Rutherford üç yıl gibi kısa bir süre içinde tümüyle yeni
bir fizik dalı ortaya çıkardı: Radyoaktiflik. Radyoaktifliğin bir elementin
atomlarının başka bir elementin atomlarına kendiliğinden dönüşme süreci
olduğu sonucuna vardı. Maddenin değişmezliği kavramına sıkı sıkıya bağlı
birçok bilim adamı bu görüşe karşı çıkacak, ama Rutherford'un görüşlerinin
doğruluğu kısa sürede anlaşılacaktı.
Bu büyük başarı üzerine Rutherford 1903'te
Royal Society 'nin üyeliğine seçildi.Ertesi yıl aynı kurumun Rumford
Madalya'sıyla
ödüllendirildi. Alfa ışınlarının elektrik ve magnetik alanlarda sapmaya
uğradığını 1903'te belirleyen Rutherford, sapmanın yönünü inceleyerek, bu
ışınların artı elektrik yüklü parçacıklardan oluştuğu sonucuna vardı. Ayrıca
bu parçacıkların hızını ve elektrik yükü/kütle oranını ölçmeyi başardı.
Rutherford'un 1911'de geliştirdiği
atom modeli onun bilime en büyük katkısıdır. Alfa parçacıklarının ince metal
levhalardan geçişini inceleyen Rutherford, alfa parçacığı artı yüklü
olduğundan, levhadan geçişi sırasında metal atomlarındaki artı yüklerin
itici etkisiyle sapmaya uğrayacağını, ama parçacığın kütlesi çok büyük
olduğu için, bu sapmaların çok küçük olacağını düşünüyordu. Yapılan
deneylerde alfa parcaçıklarının gerçekten de genel olarak çok küçük sapmalar
gösterdiği, ama arada büyük açılarla sapan parçacıklarında bulunduğu, hatta
bazen bir parçacığın hareket yönünü değiştirip geriye döndüğü gözlendi.
Böylesine büyük kütleli alfa parçacığını bu kadar saptırabilmesi için
atomdaki bütün artı yüklerin ve kütlenin çok küçük bir hacme yoğunlaşmış
olması gerekiyordu. Rutherford'un bu görüşten yola çıkarak oluşturduğu model
Rutherford atom modeli yada çekirdekli atom modeli olarak adlandırılır.
1908'de Nobel Kimya ödülünü
alan,1914'te kendisine sir unvanı verilen Rutherford, 1922'de Royal
Society'nin en büyük ödülü olan Copley Madalyası' yla ödüllendirildi.
1925'te kurumun başkanlığına seçildi. |