|
1903' de Gammelholm Grammar
okuluna girdikten sonra çok seçkin ve yetenekli bir profesör olan C.
Christiansen 'in danışmanlığında Copenhagen Universite'sine
girdi. Master derecesini 1909'da doktorasını 1911'de aldı.
Daha öğrenciyken Copenhagen'daki bilimler
akademisi tarafından bazı özel bilimsel problemlerin çözümü için ödül
verileceği duyrulunca, Bohr akışkanların yüzey gerilimi konusunda deneysel
ve teorik araştırma yapmaya başladı. Babasının laboratuvarlarında yaptığı bu
çalışmayla duyurulan ödülü aldı. Bohr'un bundan sonraki çalışmaları daha çok
teorikti. Doktora tezi tamamen teorik ve günümüzünde klasik problemlerinden
olan, elektron teorisi yardımıyle metallerin özelliklerinin açıklanmasıydı.
Bu teoriyle ilk defa Bohr,
Planck'ın quantum teorisiyle çatıştı.
1911 sonbaharında kendi teorik çalışmalarıyla
birlikte
Sir J.J. Thomson' un
danışmanlığında
Cavendish Laboratuvarı'nda
deneysel çalışmaları takip ederek kendini geliştirdi. 1912 ilkbaharında
Manchester'da araştırmacıların yoğun bilimsel çalışmalar yürüttüğü ve
daha çok
radioactive olgular üzerinde çalıştığı Professor
Rutherford laboratuvarında çalıştı. 1913'te
the Philosophical Magazine'de yayımlanan alfa ışınımının soğurumu
konusundaki teorik çalışmaları Rutherford'un çekirdeğin keşfinden sonra
atomun yapısı üzerinde çalışmaya yöneltti. Planck'ın ortaya attığı quantum
teorisinden alıntı yaparak, daha sonra
Heisenberg'inde geliştirmesiyle,
elementlerin kimyasal ve fiziksel özelliklerini ortaya çıkartmak için
kullanılacak olan atomun yapısını keşfetti.
1913-1914 yıllarında Bohr, Copenhagen
ve 1914-1916 'da Manchester Victoria Universite'lerinde ders verdi. 1916'da
Copenhagen Universitesi Teorik fizik profesörlüğü'ne atandı Ve
1920'den ölümüne kadar sürecek olan, onun için kurulan Institute for
Theoretical Physics' in başına getrildi.1922
yılında onun keşfettiği atomun yapısının tanınmasıyla Nobel Fizik ödülü
aldı.
Bohr'un Enstütüsündeki 1930'dan sonraki
faliyetleri çekirdeğin yapısı, parçalanması ve değişimi üzerine yoğunlaştı.
Bir damla sıvı bu görüşe göre çekirdeğin çok iyi bir görüntüsüydü. Bu yüzden
Nükleer fission'u da anlamamıza yarayan bu teoriye liquid droplet
theory denildi.
Bohr ayrıca quantum fizikteki problemlerin
çözümünede önemli katkılarda bulundu.Bundan dolayı fizikteki bu büyük
değişimin fiziğin temel özelliklerine bakışımızı nasıl etkilediğini, bu
değişimin sonuçlarının atomik fiziğin bilinen yapısından ne kadar farklı
olduğunu gösterdi. Bu görünüş 1933-1962 arasında birçok yazıda tartışıldı.
Bu yazılar ingilizce olarak Physics and Human Knowledge adlı
kitabında toplandı.
Yayımlarından bazıları: The Theory of Spectra and
Atomic Constitution, University Press, Cambridge, 1922/2nd. ed., 1924;
Atomic Theory and the Description of Nature, University Press, Cambridge,
1934/reprint 1961; The Unity of Knowledge, Doubleday & Co., New York, 1955.
Nazilerin II. dünya savaşı sırasında Danimarka'yı
istilasından sonra Isveç'e kaçtı.Savaşın son iki yılını atom enerjisi
projesiyle ilgili olarak Ingiltere ve Amerika'da geçirdi. Geri kalan
yıllarını atomik fiziğin barışcı uygulamaları ve atomik silahların
gelişiminden dolayı ortaya çıkan politik problemlere ayırdı.
Bohr yaşamının sonuna kadar zekasını canlı
tuttu.Son yıllarında molecular bioloji üzerine yoğunlaştı. 1912'de
Margrethe Nørlund ile evlendi. Ikisini kaybettiği altı oğlu oldu 18 kasım
1962'de öldü.
|