|
Bu prensip 20.
yüzyıl başlarında ortaya atılan belirsizlik ilkesi(uncertainty principle)dir.
Bu presiple Heisenberg, ölçümde kullanılan teknolojilerin ölçülen şeyi etkilediğini
ortaya koydu. Belirsizlik ilkesi bütün cisimlere uygulanabilir. Ancak
yalnızca atomaltı parçacıklarda anlamlıdır. Bu seviyelerde parçacık
pozisyonlarındaki ölçümlerin belli limitler içinde olması gerekir.
Belirsizlik ilkesinin temelinde, ölçülen nesnenin üzerine
ışık demeti gönderilmesi gibi ,ölçüm tekniklerinin bir çeşit enerjiye
ihtiyaç duyması vardır. Işık, quantize olmuş enerji yüklü
parçacıklardan (foton) oluşmuştur. Bir elektronu gözlemlemek için onu foton
bombardımanına tutmak elektronu etkiler. Heisenberg ve arkadaşları daha
enerjik fotonların elektronların pozisyonlarını daha doğru okudukları, buna
karşın elektronu daha çok etkilediklerini göstermişlerdir. Buradaki
çelişki, nesnenin pozisyonunu en iyi ölçtüğümüz noktada nesnenin bulunduğu
yerin doğruluğunun azalmasıdır. Belirsizlik hiçbir zaman daha iyi ölçüm
aletleri yaparak giderilemez. Bu durum quantum fiziğinin doğasında olan bir
olgudur.
Gordon, belirsizlik ilkesini filozofik yollarla test etmeye
çalıştı. Herbir atomaltı parçacığın hızının ve konumunun sonsuz kesinlikte
ölçüldüğünü varsayalım. O zaman örneğin vücudumuzdaki herbir parçacığın
konum ve hızını ölçebilir ve gelecekte hangi konum ve hızda olacağını da
bilebiliriz. Başka bir deyişle tanımsız bir gelecekte nasıl davranacağımızı
tahmin edebiliriz.Bu önerme belirleyici(deterministik) dünyayı öngörüp,
özgür geleceği kısıtlayıcıdır.Belirsizlik ilkesi özgür geleceğin, neden
olası olduğunun fiziksel bir kanıtıdır. Sonsuz doğruluktaki ölçüm aletleri
ile bile parçacıkların gelecekteki davranışlarını tesbit edemeyiz. Sonuç
olarak makroskopik boyuttaki cisimlerin gelecekteki davranışlarını
bilemeyiz.
|